Bebek yaşama merhaba deyip çevresindekileri keşfetmeye başladığında dünya ona gerçekten heyecan verici bir yer olarak görünür. Araştıracağı o kadar çok şey vardır ki....Yeter ki büyükler ona engel olmasın. Bir çok aile çocuklarının beslenmesi ve fiziksel gelişimi ile çok yakından ilgilenirken zihinsel gelişimini “daha çok küçük” anlayışıyla korumacı tutum sergileyerek bilmeden engellerler. Çoğumuz bebeğimizin kendi kendine başarabileceği bazı öz bakım becerilerini bile yapmasına izin vermeyiz. “Kendi kendine yapamaz ben yapayım o rahat etsin. Oradan çıkamaz düşer ben kucağımda çıkarayım. Terlerse hasta olur koşmasın. Bunu yemezse kilo kaybeder TV karşısında iki saat uğraşır yediririm.” türünden cümleleri sıklıkla etrafımızda duyabiliriz. Aile çocuğun gelişimine değişik boyutlardan bakabilmelidir. Çocuk, bedensel, bilişsel, motor, dil, duygusal, sosyal alanlarda gelişim gösterir. Her yaş döneminin kendine özgü özellikleri, sorunları vardır. Ev ortamında fazla uyaran ve aktivite olmadan kalan çocuklar belki daha az hasta olmakta ama diğer gelişim alanları itibariyle düşünüldüğünde çok şey kaybetmekte ve hatta geleceklerinden vermektedirler. 0-6 yaş dönemi çocuğun en alıcı olduğu dönemdir. Yaşama dair birçok kavram bu dönemde öğrenilmektedir. Çoklu zeka kuramı ile zekanın da çok yönlü ele alınması gerektiği düşünülmektedir. İnsan beyni, sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel-uzamsal, müziksel-ritmik, içsel, kişiler arası, bedensel-kinestetik ve doğa zekası olarak 8 alana bölünmektedir. Geleneksel eğitim anlayışında zekanın daha çok sayısal ve sözel alanları dikkate alınmaktadır.

 

> Devam