Zekanın gereken “ne” olduğu yüzyıllardır tartışılıyor. Zeka bir çok bilim adamı ve psikolog tarafından değişik şekillerde tanımlanmış ve farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan bir tanesi de, Koru’ da da benimsenen “çoklu zeka kuramıdır”. Çoklu zeka kuramına göre insan beyni, sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel uzamsal, müziksel-ritmik, içsel, kişiler arası,bedensel-kinestetik ve doğa zekası olarak 8 alana bölünmektedir. Geleneksel eğitim daha çok sayısal ve sözel olan zekayı dikkate almaktadır.

Ezber eğitim yapan eğitim kurumlarında zekanın daha çok bu iki bölümüne yönelik çalışmalar ağırlıkta olmakta bu durumda doğa zekası, kişiler arası zekası gibi diğer bir alanda başarı gösterebilecek çocuklar arada kaybolmakta veya “sınıfta yerinde duramıyor, hyperaktif, hiçbir şeyle ilgilenmiyor...vb.” tanımlamalarla aileleri de çaresizlik içinde bırakmaktadır.

Çocuğun fiziksel beslenmesinin önemli olduğu kadar, zihinsel beslenmesi de önemlidir. Son yıllarda sıklıkla rastlanan dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, yeme bozukluğu gibi sorunlar aslında ailelerin ve eğitimcilerin istemeden neden oldukları sorunlardır. Bir çok aile ev ortamında fazla uyaran ve aktivite olmadan çocuklarını belki de “hasta olmasın, üzülmesin, biraz daha uyusun” adına, zihinsel gelişimlerine ve yaratıcılıklarının gelişmesine, sosyalleşmelerine engel olmaktadır.

 

 

> Devam